Erdoğan Gelir Gelmez Mecliste ABD’ye resti çekti

Erdoğan Gelir Gelmez Mecliste ABD’ye resti çekti!

TBMM Genel Kurulu’nda yeni yasama yılının açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’ye net bir mesaj vererek, “Türkiye ekonomisi saldırılarla yıkılmayacak kadar güçlüdür. ABD güvenilirliğini iyice yitirmiştir. Hiçbir ülkenin Amerika ile ilişkilerine güvenle bakması artık mümkün değildir. ” dedi.

Meclis, 24 Haziran genel seçiminden sonra ant içme töreni, Olağanüstü Hal Yasası ve bedelli askerlikle ilgili iki zorunlu düzenlemeyi çıkarmış ve tatile girmişti. Genel Kurul bugün saat 14.00’te Meclis Başkanı Binali Yıldırım başkanlığında yeniden toplandı. Yeni yasama yılının açılış konuşmasını yapan Başkan Erdoğan, ABD’ye net mesaj verdi ve, 

“Terör örgütleriyle karanlık ilişkileri sebebiyle yargılanan bir rahibi bahane ederek, ülkemize yaptırımlar uygulamaya kalkan bu çarpık anlayışla diplomasinin ve hukukun sınırları içinde mücadele etmekte kararlıyız. Amerika yönetimi aramızdaki sorunları diyalog yerine tehdit ve şantaj diliyle çözmeye çalışmak suretiyle bu yanlışa girmiştir.  

ABD güvenilirliğini iyice yitirmiştir. Bizim yaşadıklarımızdan sonra dünyadaki hiçbir ülkenin Amerika ile ilişkilerine güvenle bakması artık mümkün değildir. Türkiye ekonomisi saldırılarla yıkılmayacak kadar güçlüdür.”  ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açılış konuşmasını yapıyor:

“TBMM’nin 27. Dönem 2. yasama yılının açılışında sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Meclis’imizin ilk başkanı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere rahmetle anıyorum. Bin yıldır bu coğrafyada milletimizin bekası uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden tüm şehitlerimize yüce mevladan rahmet diliyorum16 nisan halk oylaması yönetim sistemimizi değiştirdiğimiz bir büyük reformun, devrimin adıdır. Siyaset mühendisliği hesaplarının ürünü olarak değil, tamamen tarihimizin akışı içinde halkımızın rızasıyla gelişen sürecin aşamalarını hep birlikte yaşadık. 

ENGELLERİ AŞARAK BU GÜNLERE GELDİK

Önce tek partili, ardından çok partili rejimleri denedik. Maalesef ne yaparsak yapalım darbelere, vesayetlere, krizlere engel olamadık. Bu arayışlar son dönemde de sürmüştür. Özellikle 2007 yılında yaşanan Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi, artık yeni bir reformu kaçınılmaz hale getirmiştir.Milletimiz 2007 yılından beri adım adım ilerleyen bu sürecin her aşamasında, sağ duyu ile ve ferasetle hareket etmiştir. Bu kritik dönemde ülkemizi raydan çıkartmak, kaosa sürüklemek, içeriden ve dışarıdan başarısızlığa uğratmak isteyenlere fırsat vermedik. Tuzaklar bu defa işe yaramadı. Milletimizin birlik ve beraberliğine sahip çıkmasıyla, devletimizin dayanışmasıyla tüm engelleri aşarak bugünlere geldik.

GECE YARISI OPERASYONLARI İLE EKONOMİMİZİ ÇÖKERTMEYE ÇALIŞTILAR

Her hal ve şart altında çareyi milletimizde, milli iradenin üstünlüğünde aradık. Ülkemizi vesayet bataklığına itmek istediler. Çözümü milletimize gitmekte bulduk. Sokakları karıştırarak halkımızı birbirine düşürmeye çalıştılar. Fitneye fırsat vermedik. Terör örgütlerini kullanarak ülkemize diz çöktürmeye çalıştılar. Buna da eyvallah etmedik. PKK’sından FETÖ’süne hep birlikte başını ezdik. Darbe yapmaya teşebbüs ettiler. Sınırlarımız içinde terör koridoru oluşturmaya kalktılar. Ardı ardına yaptığımız harekatlarla bu planı da paramparça ettik. Gece yarısı operasyonuyla ekonomimizi çökertmeye çalıştılar. 

DENGEYİ SAĞLAMAYA BAŞLADIK

Yürütmenin tek muhatabı Cumhurbaşkanıdır. Milli iradenin önünde engel oluşturan sistem içindeki tüm vesayet mekanizmaları artık ortadan kalkmıştır. Milletimiz gerektiğinde kimden hesap soracağını bilmektedir. Elbette her geçiş dönemi gibi bu süreçte de bir takım sıkıntılar yaşanıyor olabilir. Her sıkıntıya anında müdahale ediyor ve hemen hal yoluna koyuyoruz.Ancak ekonomide asla hak etmediğimiz dalgalanma bu tür sıkıntıların daha çok göze batmasına yol açıyor. Aldığımız tedbirler, geliştirdiğimiz programlarla ekonomimizi yeniden dengeye kavuşturmaya başladık. Gerek milletimizden, gerek kurumlarımızdan aldığımız geri bildirimlere göre hem yaptığımız çalışmaları gözden geçiriyor hem de kendimize yeni hedefler belirliyoruz. 

TARİHİ ÇAĞRI: OMUZ OMUZA VERİRSEK AŞARIZ

Yetkiyi milletimizden alarak attığımız her adımda milletimize hesap verme bilincinde olduğumuzu biliyoruz. Milletimize zaten çok büyük bir borcumuz vardır. 15 Temmuz’da milletimize olan vefa borcumuza bir de can borcu da eklendi. Bazı konular kanuni düzenleme gerektiyoruz. Cumhurbaşkanı bütçe dışında tasarı sunma imkanı yok. Sadece sizlerin teklifiyle gündeme gelebiliyor. Meclis’in açılmasıyla milletvekillerimizin kanun teklifleriyle ülkemize önemli hizmetler yapabileceklerine inanıyorum. Bize destek olacak yolumuzu açacak kanun teklifleri bekliyoruz. Sıkıntıları omuz omuza verirsek aşabiliriz. Gelin Türkiye’yi birlikte hedeflerine ulaştıralım. gelin demokrasimizi birlikte güçlendirelim. Gelin milletimize birlikte hizmet edelim.

SİNCAR TERÖRDEN TAMAMEN TEMİZLENECEK

Yakın çevremizdeki güvenlik krizleri ve insani trajedilerle bundan beslenen terör eylemleri ülkemizi hedeflerinden uzaklaştırmamış, tam tersine bu yöndeki kararlılığını daha da güçlendirmiştir. Irak ve Suriye’de terör örgütleri her geçen gün mevzii kaybetmektedir. Terör örgütlerinin yeşermesine zemin hazırlayan şartlar büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimin bağımsızlık çıkışı, Türkiye’nin net tavır koymasıyla boşa çıkartılmıştır. Yeniden merkezi yönetimin hakim olmasıyla Irak büyük bir sorundan kurtulmuştur. Temennimiz ülkedeki PKK varlığının da aynı şekilde ortadan kaldırılmasıdır. PKK’nın Irak’ta faaliyet gösterdiği yerlerin önemli bir bölümünü kontrol altına aldık. Kandil’i ve yeni Kandil olma yolunda ilerleyen Sincar’ı bölücü terör örgütünden tamamen temizlemektir. Irak’ın mezhepçilik hastalığından bir an önce kurtularak, kendi halkı ve tüm bölge için güvenli, huzurlu, istikrarlı ve müreffeh bir ülke haline gelmesini istiyoruz. Suriye’deki durum maalesef çok daha acı, çok daha vahimdir.

4 BİN KM ALAN TEMİZLENDİ

Kimi rejimle, kimi terör örgütleriyle iş tutan bu güçler Suriye halkının kanı ve gözyaşı pahasına kendi projelerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Bizim seyirci kalmamız söz konusu olamazdı. Her şeyden önce bin yılı aşkın geçmişe, ortak medeniyet değerlerine sahibiz. Bunun için hayatlarını kurtarmak için yaşadıkları yerden kurtulmak zorunda olan milyonlarca Suriyeliye kapılarımızı ve gönlümüzü açtık. Halen 3,5 milyon Suriyeli ülkemizde hayatını sürdürüyor. Suriye içinde yaşanan her çatışma, bizim için yeni kitlesel göç dalgalarının habercisidir. Bu tehlikeli gidişin önüne geçmek amacıyla 2016’dan itibaren Suriye içinde güvenli bölgeler oluşturmak için harekete geçtik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla 4 bin kmlik alanı DEAŞ’lı ve YPG’li teröristlerden temizledik. Bu bölgelere şu ana kadar 260 bin Suriyeli kardeşimiz geri döndü. 

ÇABALARIMIZ NİHAYET SONUÇ VERDİ

Çabalarımız nihayet sonuç verdi. Soçi’de Rusya ile İdlib çatışmasızlık bölgesindeki 3,5 milyon insanın hayatını doğrudan ilgilendiren mutabakata imza attık. Bu mutabakat aynı zamanda Suriye’de yeni anayasa ve özgür seçimler esasına dayalı umutların canlanmasına vesile olmuştur. Böylece Türkiye en büyük yükünü kendisinin çektiği Suriye krizinde doğrudan sahada inisiyatif alan ve söz söyleyen bir ülke durumuna gelmiştir. İdlib’de ülkemizin güvenliğini sağlamayı garanti ettiği bölgeye de şimdiden 60 bin üzerinde Suriyeli geriye dönmüştür.

AVRUPA İLE SIKINTILI SÜRECİ YAVAŞ YAVAŞ GERİDE BIRAKIYORUZ

Son yıllarda haksız ithamlarla üzerimize gelmesi sebebiyle AB ile ve bazı Avrupa devletleriyle gerilimler yaşadık. Ülkemize uygulanan çifte standartlar karşısında elbette sessiz kalamazdık. Kimi Avrupa ülkelerinin Türkiye karşıtlığını iç politika malzemesine dönüştürmesi sıkıntıların yaygınlaşmasına neden oldu. Bu sıkıntılı süreci yavaş yavaş geride bırakıyoruz. En büyük ticaret ortağımız olan 5 milyon civarında Türk kökenli kardeşimizin, milyonlarca samimi dostumuzun yaşadığı böyle bir coğrafyaya sırtımızı dönmemiz kesinlikle söz konusu olamaz. Bununla birlikte haksızlığı düzeltmek, oradaki kardeşlerimizin hukukunu korumak için sonuna kadar mücadele edeceğiz.Geçtiğimiz aylarda İngiltere’de mutabık kaldığımız bir ziyaretimiz olmuştu. Çeşitli Avrupa ülkelerinden olumlu sesler önümüzdeki aydınlık günlerin bir müjdecisidir. Avrupa ile siyasi, ekonomik ve insani alanlarda mesafe kat ettiğimiz sürece gireceğiz. 

ABD’YE NET MESAJ: BİR RAHİBİ BAHANE EDEREK…

Bir başka alanımız ABD ile ilişkilerimizdir. Uzun bir geçmişe sahip olduğumuz, ABD mevcut yönetimin hiçbir mantıki, stratejik tutarlılığı olmayacak şekilde ülkemizi hedef alması bizi üzmüştür. Terör örgütünün ele başı ve pek çok mensubu bu ülke tarafından korunup kollanmaktadır. Suriye’de bölücü terör örgütüyle işbirliğine giden Amerika bu olumsuz tavrını ekonomik alana da taşımıştır. Örneğin Halkbank davası bir hukuksuzluk örneğidir. Terör örgütleriyle karanlık ilişkileri sebebiyle yargılanan bir rahibi bahane ederek, ülkemize yaptırımlar uygulamaya kalkan bu çarpık anlayışla diplomasinin ve hukukun sınırları içinde mücadele etmekte kararlıyız. Türkiye’yi demokratik bir hukuk devleti gibi değil de bir kabile topluluğu gibi gören bu zihniyete karşı ülkemizin hakkını, hukukunu korumak bizim en başta gelen görevimizdir. Amerika yönetiminin eninde sonunda ülkemize yönelik yanlış bakış açısını düzelteceğine inanıyorum. İnşallah en kısa sürede aramızdaki meseleleri çözüp Amerika ile yeniden siyasi ve ekonomik alanlarda stratejik ortaklık ruhuna uygun ilişkiler geliştirmeyi ümit ediyoruz. New York’ta üç günde 14 liderle görüşerek ilişkileri ve insanlığın ortak sorunlarını değerlendirdik. 

KUDÜS KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR

Kıbrıs’ta ve Ege’de Türkiye’ye rağmen hiçbir adım atılamaz. Özbekistan yeni ve çok önemli bir adımın eşiğindedir. Orta Asya’daki kardeşlerimiz ne kadar güçlü ve müreffeh olursa Türkiye ondan bu derece mutlu olur. Aynı şekilde Türkiye’nin gücü ve zenginliği de Orta Asya’daki kardeşlerimiz için önemli bir güvencedir. Kudüs meselesi bizim de ümmetin de kırmızı çizgimizdir. Filistinli kardeşlerimizin temel hak ve özgürlüklerine saldırı anlamı taşıyan hiçbir emri vakiye müsamaha gösteremeyiz. Türkiye olarak sonuna kadar Kudüs davasının takipçisi olacağız. Görüldüğü gibi uluslararası alanda çok önemli süreçleri aynı kararlılıkla yürüterek ülkemizi aydınlık geleceğine hazırlıyoruz.

ABD’YE GÜVENLE BAKMAK MÜMKÜN DEĞİL

Amerika yönetimi aramızdaki sorunları diyalog yerine tehdit ve şantaj diliyle çözmeye çalışmak suretiyle bu yanlışa girmiştir.  ABD güvenilirliğini iyice yitirmiştir. Bizim yaşadıklarımızdan sonra dünyadaki hiçbir ülkenin Amerika ile ilişkilerine güvenle bakması artık mümkün değildir. Türkiye ekonomisi saldırılarla yıkılmayacak kadar güçlüdür. Kurdaki yükselişin yol açtığı belirsizlik yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Bütçe disiplininde asla taviz vermiyoruz. Adımları birer birer atıyoruz. Türkiye kimseden para talep etmiyor. Bizim tüm çabamız uluslararası sermayenin ülkemizde yatırım yapmasını sağlamak. Bunun için gereken her türlü güvenceyi veriyoruz. “

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir