Rusya’daki görüşmenin bilinmeyen detayları ortaya çıktı

ABD Başkanı Trump’ın Suriye’den çekilme kararı almasından sonra, 29 Aralık’ta Türkiye’den bir heyet yeni durumu değerlendirme ve Rusların nabzını ölçme niyetiyle Moskova’ya gitmişti. Heyet, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, MİT Başkanı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’dan oluşuyordu.

Moskova’da yapılan görüşmelerden çıkan sonuçlar yeni yeni belli olmaya başladı. Öncelikli bir not olarak şu bilgiyi aktaralım: Türk heyeti, yapılan müzakerelerden kendilerinin de beklemediği ölçüde iyi sonuçlar alarak döndü. Müzakereler yapılırken, Münbiç konusu gündeme geldiğinde, Türk heyetinin bu kentle ilgili endişelerini dinleyen Rusların, hemen telefona sarılıp Esed rejiminin yetkililerini aradığı ve “Münbiç’e girmeyin” dedikleri dile getiriliyor.

Bundan daha önemlisi ise, Türkiye’nin asıl hedef alanına giren Fırat’ın doğusuyla ilgili Rus tarafının sergilediği yaklaşım biçimi. RUSLAR TÜRKİYE’NİN MUHTEMEL BİR OPERASYONUNA KARŞI ÇIKMAYACAK Ankara’nın öteden beri bilene gelen kaygılarına hak veren Rus yetkililer, Türkiye’nin bu bölgeye yönelik muhtemel bir operasyonuna karşı çıkmayacaklarını Türk muhataplarına net bir şekilde dile getirdiler. Rus yetkililer ayrıca, bir harekat sırasında Suriye hava sahasının kapatılmayacağına dair de Ankara’ya güvence verdi. Türkiye, müzahir ÖSO birliklerini de harekete geçirerek sınır bölgesine ciddi bir askeri yığınak yapıyor.

Bu yığınağın ne anlama geldiğini, hem ABD, hem de Rus tarafının doğru şekilde analiz ettiği, Türkiye’nin askeri bir operasyon konusunda kararlı olduğunun net bir şekilde fark edildiği belirtiliyor. Rusya’da yapılan görüşmelerde Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG yapılanması ile ilgili pozisyonlar da masada etraflı bir şekilde değerlendirildi. YPG’nin tasfiyesi konusunda Ruslardan bir itiraz gelmedi. Aksine Ruslar, güvenlik kaygıları nedeniyle Türkiye’ye hak verdiklerini söylediler.

YPG sonrası içinse, iki tarafın farklı yaklaşımları var. Ruslar, bu bölgenin bütünüyle rejime devredilmesini önerirken, Türkiye oradaki demografik yapıya uygun düşecek şekilde, tehdit oluşturmayacak yerel unsurların ikame edilmesinden yana. Bununla birlikte bütün bu üzerinde durduğumuz konuların ABD’nin çekilme kararının uygulamada nasıl gelişeceğiyle olan yakın ilişkisini göz ardı etmemek gerekiyor. Bu aralar Ankara’da Washington’dan gelen heyetlerin temas trafiğinde bir artış var. FBI yetkililerinden oluşan bir heyet, FETÖ soruşturması bağlamında temaslarda bulunuyor.

Bir başka heyet, askeri yetkililerle Patriot Hava Savunma Füzeleri’nin satışı üzerinde müzakereler yapıyor. Haftaya Salı günü ise, Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton Ankara’ya gelecek. Bolton ile yapılacak müzakerelerden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirlenecek bir tarihte Rusya’ya giderek Rusya Devlet Başkanı Putin’le görüşmesi bekleniyor. Bütün bu trafik bittikten sonra, sahada ciddi bir hareketlilik karşımıza çıkabilir. Sınır bölgelerine yapılan askeri takviyelerin daha önce Fırat Kalkanı ve Afrin harekatları sırasında yapılandan daha fazla olduğu söyleniyor. Bu, hedeflenen zemin oluştuğu takdirde Türkiye’nin harekete geçeceğinin bir sinyali olarak görülebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir